Başa
Dön

Ahşabın Mikro Yapısı

Ağaçlar; kökler, gövde, dallar ve yapraklardan oluşan büyük bitkilerdir. Bunlar ototrofik organizmalardır; yani inorganik maddelerden organik maddeler sentezleme yeteneğine sahiplerdir. Gelişmek amacıyla kökleri aracılığıyla topraktan mineral ve azotlu bileşik içerikli suyu emerler ve bu materyaller köklerden yapraklara doğru, ksilem özsuyu (xylem sap) olarak taşınır. Burada, yeşil bir pigment, yani klorofil, güneş ışığını, atmosferik karbon dioksit ile su arasındaki reaksiyon için enerji olarak kullanır. Bu reaksiyon, sonrasında FLOEM ÖZSUYU (phloem sap) tarafından aşağıya doğru taşınacak olan şekerleri oluşturur (Şekil 1). Bu maddeler bitki tarafından yaşamsal faaliyetleri için kullanılır ve hücre içerisinde nişasta şeklinde depolanır. Sonuç olarak bunlar yeni dokuların, özellikle de ağacın katı kısmı olan odun ya da sekonder ksilemin oluşturulmasında kullanılır. Ağaçlar ilkbahar (earlywood) ve yazda (latewood) büyür ve sonbahar ile kışın uykuda kalır. Büyüme ve uyku hali arasındaki bu nöbetleşme, gövde içinde ortak merkezli halkaların oluşumuna yol açar, ki bu halkalar da ağacın yaşı hakkında bilgi edinmek üzere sayılabilir.

Gövdenin Yapısı

Bir gövdenin Şekil 2'de gösterildiği gibi dikey kesiti alınırsa, esasen beş ana tabakadan oluştuğu görülür: kabuk, floem, kambiyum, alburnum, duramen.

Kabuk, ağacın türüne göre değişen kalınlıkta koruyucu bir tabakadır.

Floem, yaşayan bir dokudur ve ana fonksiyonu şekerler ile diğer besleyici maddelerin (floem özsu) yer değiştirmesini sağlamaktır.

Kambiyum, hücrelerden oluşan ince bir tabakadır. Kambiyum her yıl kendi iç yüzeyinde yeni ksilem hücreleri ve dış yüzeyinde floem hücreleri biriktirir. Yeni ksilem dokusu, gövdenin çapını genişletir.

Alburnum(Diriodun), gerekli oldukça ağacın çeşitli yerlerine dağıtılarak, bitkinin beslenme deposu olarak hizmet eder. Organik maddelerce zengin olduğundan (örneğin nişasta), özellikle mikroorganizmaların (mantarlar gibi) istilasına açıktır. Ksilem, duramenin dış kısmında, yani en son oluşan halkalarda yapraklara, yeşilliklere doğru akar.

Duramen(Özodun), tamamen ölü hücrelerden oluşur. Bu hücrelerin eskiden içerdikleri depo maddeleri ya tükenir ya da duramenin oluşumuna hizmet eden bir dizi, genellikle pigmentli farklı maddeler haline gelir. Bu maddeler birçok organizma (mantarlar ve böcekler) için zehirlidir.

Kereste türlerinin temel anatomik özellikleri

Kapı ve pencere kasası yapımında kullanılan kereste türleri iki büyük gruba ayrılabilir:

Kozalaklı ağaçlar/Yumuşak Kereste Örneğin Çam, Köknar, Ladin, Amerika Köknarı, Kanada Çamı, Kara Çam, Çıralı Çam

Kozalaksız ağaçlar/Sert Kereste: örneğin

Meşe, Kestane Ağacı, Meranti, Iroko.

Ağaç, elektron mikroskobu ile incelendiği taktirde, Şekil 3'teki gibi görünür.

Kozalaklı ağaçlarda (yumuşak kereste) trakeid, parenkim damarları ve reçine kanallarını ayırt edebiliriz.

Trakeidler ağaca mekanik destek verme ve köklerden yukarıya doğru su ve besleyici maddeleri taşıma görevini sağlayan ölü hücrelerdir. Trakeidler, uzatılmış, borusal bir yapıya sahiptir ve gövdenin boylamsal eksenine paralel olarak gelişir. Pit olarak bilinen çok sayıdaki kapakçık veya delikler aracılığıyla iletişim sağlarlar.

Parenkim damarı, yedek maddeleri depolayan ve gövdenin dış kısmına doğru nakleden canlı hücrelerden oluşur.

Reçine kanalları, hücreleri içsel olarak reçine salgılayan büyük çaplı tüplerden oluşur. Yönleri eksenel veya radiyal olabilir (örneğin gümüş köknar).

Kozalaksız ağaç (sert kereste) odununda (Şekil 3.2) lifleri, damar elemanlarını ve parenkim dokuları ayırt edebiliriz.

Lifler ile damar elemanları gövde eksenine paralel şekilde bulunan hücrelerdir. Lifler mekanik destek sağlarken, daha geniş damar elemanları su ve besin maddelerinin (ksilem özsu) taşınmasına hizmet eder. Kozalaksız ağaçlarda, yedek maddeleri depolayan ve dağıtan parenkim doku, eksenel veya radyal şekilde konumlanmış olabilir.

Ksilem hücrelerin yapısı

Şimdi, kozalaklı ağaçlarda ksilem üretimi yapan temel hücre tipi konumundaki trakeidi daha yakından inceleyeceğiz (Şekil 4.1). Trakeidin içi boştur ve duvarı; birincil hücre duvarı, ikincil hücre duvarı ve üçüncül hücre duvarı şeklinde, üç tabakadan oluşur.

İkincil hücre duvarı en kalın olanıdır. Temelde selülozdan oluşur ve dolayısıyla çürütücü mantarların istilasına açıktır. Hücre duvarları, mikroskobik seviyeli iğne görünümünde, her yöne yayılan binlerce lifçikten oluşur. Bu iğne şeklindeki yapılar bir kaplama ve her şeyden önce su ile temas ettiği zaman, şişer (Şekil 4.2) ve kalkarlar. Bu, hücrenin hacminde kayda değer bir artış yapar ve işlemden geçirilen yüzeyde pürüzler meydana getirir ("damar şişmesi" olarak bilinen fenomen).

Canlı, parenkim hücreleri, kirletici mantarlar, küf ve böceklerin çokça saldırdığı şeker ve nişastaları içerirler.

Ağacın Bileşimi

Kuru ağacın temel bileşenleri selüloz (%40-60) ve linyindir (%20-30).

Selüloz, ipliksi bir zincir oluşturacak şekilde birbirlerine bağlanan, -piranoz formundaki 5000-10.000 glikoz molekülünden oluşan bir polisakkarittir. Selüloz suda çözünmemesine rağmen, kolaylıkla hidratlanır.

Linyin, üç boyutlu aromatik bir fenil propan polimeri olup, görevi selüloz zincirlerini birbirine bağlamaktır. Linyin, morötesi radyasyonla, suda çözünen bileşiklere parçalanır; bu proses, ağacın grileşmesi olarak bilinen fenomene neden olur.

Ağaç, düşük oranlarda olmalarına rağmen kereste türlerine özel nitelikler veren başka bileşikler de içerir. Bu maddeler ekstraktif olarak adlandırılır ve terpen (bazı kerestelerin aromatik kokusundan sorumlu yağlar), fenol, tannin, karbonhidrat, azotlu bileşik, yağ asidi ve steroidleri içerirler.